VEKİLLERİN MAZERET DÖNEMİ SONA ERDİ!
1 Kasım 2015 tarihinde yapılan genel seçimlerden bu yana 4 yakın bir zaman geçti.
AK Parti iktidarı kesintisiz devam ediyor.
Her dönem olduğu gibi yeni seçilen milletvekilleri için “makul” bir süre vardır.
Bu süre ortalama 3 aydır.
İlk 3 ayda vekillerden pek fazla bir şey beklenmez.
Genelde rutin denilebilecek işlerle meşgul olurlar.
Ancak, işte o “makul süre” dolduktan sonra milletvekillerinden icraatlar beklenir.
Seçim öncesi verdikleri sözleri tutmaları için adımlar atmaları istenir.
Düzce milletvekilleri için de o “makul süre” doldu!
Artık icraat yapma ve hizmet üretme zamanı geldi..
Vekillik, TBMM genel kurulunda sadece parmak kaldırmaktan, memur tayin işlerini halletmekten, hastanede özel oda ayarlamaktan, vatandaşlara kartvizit dağıtmaktan ibaret değildir.
Bölgede yarım kalan bir yatırım mı var, ilgili kuruluşa gideceksin, gerekli ödeneği söke söke alacaksın..
Bölgendeki kuruluşlara ayrılacak kadro miktarı konusunda bastıracaksın, daha fazla kadroyu koparacaksın..
Okullarında öğretmen açığı mı var, bakanın makamına oturacaksın, açığı kapatacak kadroları alıncaya kadar odadan çıkmayacaksın..
Düzce halkı iktidara yüzde 70 oy desteği verdi.
Bu küçümsenmeyecek çok önemli bir destektir.
Böylesine büyük bir oy desteğini arkasına alan vekillerin, Ankara siyasetinden ve bürokrasisinden koparamayacakları iş olmaması lazım.
Eski vekil Necmi Hoşver, tek başına iktidar olan bir partinin milletvekili olmamasına rağmen, Düzce’ye önemli hizmetler yaptı, arkasında kalıcı eserler bıraktı.
Daha çok imkan ve avantaja sahip olan Sayın vekillerimizin de artık seçildikleri bölgeye yönelik kalıcı hizmetlerini bekliyoruz.
DÜZCE’DE SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI YOK MU?
Birkaç haftadan bu yana Düzce’nin çöp sorunu gündemde..
Konu, TBMM gündemine bile geldi.
Sorunu muhalefet partileri siyasal söylemlerle ele aldılar ve hem iktidara, hem de yerel yönetime yükleniyorlar.
Valilik ve Belediye soruna çözüm arıyor.
Olayı özetlemek gerekirse; kurulduğu tarihten bu yana Düzce’nin çöpü Melen çayı kenarına dökülüyordu. Yerel yöneticiler vahşi depolamayı terkedip düzenli depolamaya geçmek istediler ve Hecinler köyüne yakın bir alanda tesisler kuruldu.
İlgili bakanlık ve kuruluşlardan olur raporları alınmasına rağmen, idare mahkeme çevre kirliliğini gerekçe göstererek yürütmenin durdurulmasına karar verdi.
Böylece sorun düğümlendi!
Çöp mevzuunda iktidar ve muhalefet siyasetçileri konuşuyor.
Ne hikmetse Çevre Mühendisleri Odası başta olmak üzere diğer sivil toplum kuruluşlarından tık yok!
Olayla en çok ilgilenmesi ve duyarlılık göstermesi gereken Çevre Mühendisleri Odası, Tema Vakfı temsilciliği gibi kuruluşlar sus pus olmuşlar..
Kent Konseyi’nin bu konuda bir araştırması var mı?
İlgili sivil toplum kuruluşları uzmanlık alanları olmasına rağmen böylesine toplumsal bir olayla neden ilgilenmezler?
Olumlu ya da olumsuz yönde niçin açıklama yapmazlar?
Siyaset dışı, bilimsel gerçeklere oturan tatmin edici bir açıklama yapılamaz mı?
Alternatif bir çözüm önerileri var mı?
Bu soruları soruyorum ama, tatmin edici yanıtlar alacağımı sanmıyorum.
Zira Düzce’deki sivil toplum kuruluşları kuruluş amaçlarına uygun refleks göstermekte başarılı değiller.
Çünkü zevahiri kurtarmakta ve protokolde boy göstermekten başka bir iş yaptıkları yok..
BATUM GEZİSİ
Geçen hafta sonu bir grup dostumla Batum’a gittim.
Cumhuriyet’in ilk yıllarında ülkemizin bir vilayeti olan, ancak daha sonra yapılan anlaşmalarla Gürcistan’a bırakılan Acara Özerk Bölgesi’nin başkenti Batum’u gezerken yabancılık çekmedik.
Birkaç ayrıntı dışında kendimi sanki ülkemizden bir şehri geziyormuşum gibi hissettim.
Özellikle halkın misafirperverliği, cana yakın davranışları, kültürleri ve gelenekleriyle aramızda çok büyük fark olmadığını gördüm.
Batum’un çok hızlı gelişmesi, modernleşmesi ve Karadeniz’in en önemli bir turizm kenti olma yolundaki ilerleyişi dikkatimi çekti..
Keşke Batum 82. Vilayetimiz olarak kalsaydı..
Ne güzel olurdu..






