İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde başlayan ve ardından İstanbul’un bazı ilçe belediyeleri ile İzmir, Adana, Antalya, Adıyaman gibi bazı CHP’li belediyelere yönelik yolsuzluk operasyonları devam ediyor.
Operasyonlar kapsamında başta İBB Başkanı ve CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu olmak üzere diğer büyükşehir ve il belediyeleri ile ilçe belediye başkanlarının da aralarında bulunduğu 300’e yakın isim tutuklandı.
Soruşturmalar halen devam ederken, sürecin bundan sonra hangi CHP’li belediyelere uzanacağı, örneğin Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın da bundan nasibini alıp almayacağı merak ediliyor.
Soruşturmalar sürerken kamuoyu ikiye bölünmüş durumda..
İktidar kanadı CHP’li belediyelerde yolsuzluk yapıldığını savunurken, muhalefet kanadı ise tam tersi belediyelere siyasi operasyon yapıldığını iddia ediyor.
Her ne kadar henüz soruşturmalarla ilgili iddianameler hazırlanmamış ve yargılamalar başlamamış olsa da, bu soruşturmalar sebebiyle CHP’nin siyasi açıdan zor durumda olduğunu söylemek yanlış olmaz.
Kaldı ki, tartışmalı kurultayla ilgili dava süreci de, CHP’yi büyük bir cenderenin içine atmış durumda..
Yolsuzluk ve hırsızlık yaptığı, rüşvet aldığı, tüyü bitmemiş yetimlerin hakkını yediği ispatlanan her kim varsa gereken cezayı almalıdır. Hangi partiden olursa olsun kamu kaynaklarını yağmalayanlardan hesap sorulmalıdır.
Ancak, bu süreçlerde hukukun en temel ilkesi olan “masumiyet karinesine” de özen gösterilmelidir. Çünkü, geçmişte Ergenekon, Balyoz gibi davalarda masum insanların haksız ve hukuksuz yere cezaevlerine atıldıklarını, hatta bazı masum insanların cezaevlerinde hayatlarını kaybettiğini de unutmamak gerekir.
“Masumiyet karinesi” için daha yakın zamanda çarpıcı bir olayı örnek göstermek isterim.
İzmir'de, 2004 ile 2019 tarihleri arasında CHP'den Büyükşehir Belediye Başkanlığı yapan Aziz Kocaoğlu ve 129 kişi hakkında “ihalelerde yolsuzluk ve organize suç örgütü kurma" soruşturması sonucu 7'nci Ağır Ceza Mahkemesi'nde dava açılmıştı. Yargılama sonucunda Aziz Kocaoğlu'nun 397 yıl hapis istemiyle yargılandığı davada Kocaoğlu dahil 129 sanık için beraat kararı verilmişti.
AK Parti döneminde gerçekleştirilen Ergenekon, Balyoz ve Aziz Kocaoğlu davalarının ortak noktası “gizli tanık” beyanlarıydı.
İşte bu sebeple muhalefet kesimi geçmiş örnekleri de hatırlayarak son operasyonlara temkinli yaklaşıyor ve yapılanları “siyasi operasyon” olarak değerlendiriyor.
Ve ayrıca 2004-2024 yılları arasındaki 20 yıllık süreçte Türkiye genelinde büyükşehir ve illerde görev yapan AK Partili belediye başkanlarının yönettiği belediyelere yönelik birçok iddialar gündeme gelmesine rağmen tek bir soruşturma ve dava açılmaması, toplumun bir kesiminde soru işaretlerine neden oluyor.
Örneğin, Düzce’de Mehmet Keleş döneminde belediye ve şirketlerde yapılan usulsüzlükler ve yolsuzlukları sağır sultan dahi duymuştu. Kendisi zorla istifa ettirilmesine rağmen sokaktaki insanların bile bildiği ve konuştuğu yolsuzluklar hakkında Keleş hakkında tek bir soruşturma dahi açılmamıştı.
AK Parti döneminde haklarında iddialar olan belediye başkanları gerekli hakkında soruşturmalar ve yargılamalar yapılmış olsaydı, bugün CHP’li belediyelere yapılan operasyonlar hakkında toplum ikiye bölünmez, hatta muhalefet kanadı da ikna olabilirdi.
Bakalım CHP’li belediyelere yönelik operasyonlar daha ne kadar devam edecek ve yargılamalar nasıl sonuçlanacak?
İzleyip görelim..
Sayın; Mustafa Armutçu sizi tebrik ediyorum. Bağımsız ve tarafsız gazeteciliğinizden dolayı sizi saygı ve sevgi ile selamlıyorum. Vatandaşın düşüncelerine destek olduğunuz için!!! Tebrikler.