Türkiye, günlerdir sahte diploma skandalını tartışıyor.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın hazırladığı iddianameye göre, üst düzey kamu kurumu yöneticilerinin elektronik imzası kopyalanarak birçok kişiye sahte diploma ve belge düzenlendi.
Kamu kurumu yöneticilerinin e-imzasını kopyalayarak sahte diploma ve sürücü belgesi düzenlediği tespit edilen 134 kişi hakkında Mayıs ayında dava açılmıştı.
İkinci iddianamede yer alan 65 kişinin de davaya dahil edilmesiyle birlikte sanık sayısı 199'a çıktı.
Sahte elektronik imzalar sayesinde, aralarında köklü üniversitelerin de olduğu çeşitli kurumlarının sistemlerine izinsiz giriş yapıldığı ve usulsüz diploma düzenlendiği kaydedildi.
İddianamede, şüphelilere ayrı ayrı yöneltilen suçlamalar arasında şunlar yer alıyor:
Usulsüz e-imza üretimi ve kamu sistemlerine yetkisiz erişim
Sahte lise, lisans ve yüksek lisans diploması düzenlemek
Not ortalamasını yükseltmek
Sahte ehliyet belgesi düzenlemek
Ehliyet yazılı sınav ve direksiyon notunu değiştirmek
Soruşturma kapsamında 57 sahte üniversite diploması, 4 lise diploması ve 108 sahte sürücü belgesi düzenlendiği tespit edildi.
SORULARIN ÇALINMASINDAN SAHTE DİPLOMA SKANDALINA
Hatırlanacağı gibi FETÖ’cülerin kamu kurumlarında etkili olduğu dönemlerde KPSS ve ÖSYM soruları çalınmış, on binlerce kişi haksız yere sınav kazanmıştı.
Şimdi ise sahte diplomalar, sahte sürücü belgeler skandalı patlak verdi.
Sahtekarlık her dönem olmuştur.
Ancak, FETÖ’nün soruları çalmasıyla sistematik hale gelen sahtekarlık, sahte diploma skandalıyla zirveye ulaştı.
Son olay, aslında devlet kurumlarının siber güvenliklerinin de sorgulanmasına neden oldu.
Demek ki, çok basit dijital yöntemlerle devletin en güvenilir kurumlarına sızılabiliyor ve her türlü resmi belge sahte olarak oluşturulabiliyor.
Bu olay öyle dijital dünyada çok da güvende olmadığımızı gösteriyor.






